Dilinizi seçin

Önceki yazımızdaki "örnek durumu" hatırlıyorsunuz. Büyük umutlarla ve ciddi bir kaynak kullanımı ile başlayan bir "değişim" projesi söz konusuydu. Bütün çabalara rağmen, işletme hedeflenen devinimi başlatamıyordu. Bu, çokça yaşanan bir durumdur. Piyasada, endüstriyel uygulamalarla ilgili bir akım başlar. Faydaları anlata anlata bitirilemez. Danışmanlık şirketleri bu konuda hizmet vermek için yarışa girer.

Gazetelerde, dergilerde başarı hikâyeleri anlatılmaya başlanır. Öyle bir hava oluşur ki, sanırsınız bir sihirli değnektir, söz konusu olan. Alacaksınız elinize, bir dokunacaksınız, bütün problemleriniz bir anda ortadan kalkacak.

Akıma kendinizi kaptırırsınız, işe koyulursunuz. Bakarsınız ki, iş sanıldığı gibi kolay yürümüyor. ISO 9000 macerası böyle başladı. "Altı Sigma" da öyle. Şimdilerde de "Yalın Üretim" revaçta.

 

Bu gibi metodolojilerin, gerçek anlamda uygulanmaları halinde sayısız yararları vardır. Danışmanların anlattıkları tümüyle doğrudur. İşe hevesle, fedakârlıklarla başlanır; bir süre sonra onlarca kişinin ittiği, bir türlü ilerlemeyen bir arabaya benzer bir durum oluşur. İlk başlarda her şey iyi gidiyor gibidir. Sonraları, ortamı bir durgunluk, umutsuzluk kaplar. Kağıt üzerinde her şey çok iyidir. Uygulamada, hiç beklenmeyen sorunlarla karşılaşılır. İnsanlarda giderek artan bir direnç oluşmaya başlar.

Araba bir türlü ilerlemez. Nerede yanlış yapıyoruz diye düşünmeye başlarsınız. Sorunuzun tek cevabı vardır. İnsan faktörü!

Yeni metodolojilerin devreye sokulması, "değişimin" bir parçasıdır. Değişim projelerinde, genellikle, insan faktörü göz ardı edilir. Bütünsel yaklaşım sergilenmez. Paralar harcanır, yeni makineler alınır. Üretim hatları yeniden şekillendirilir. Düzen tamamen değiştirilir. Bunlar, finansmanla halledilebilecek işlerdir. Zor olan, insanları bu değişimin bir parçası haline getirmektir. Değişimin dinamosu haline gelmelerinin sağlanmasıdır.

Üretim sistemi makinelerden ve insanlardan oluşmaktadır. Bir "sistem" söz konusudur. Sistem elemanları arasında etkileşim söz konusudur. "Değişimi" sistemin tümünde gerçekleştirmek gerekir. Bu açıdan, değişimin bu günden yarına gerçekleşmesi mümkün görünmemektedir. Sistemi harekete geçirecek bir "kaldıraç" noktasına ve zamana ihtiyaç vardır.

En etkili kaldıraç noktası, "İnsan Faktörü" dür. İnsanları değişime ikna etmek ve harekete geçirmek için stratejiler geliştirmeniz gerekir. İşe buradan başlarsanız, "değişim" hareketiniz, giderek büyüyen bir kartopuna dönüşür. Hedeflediğinizden daha iyi ve çok sonuçlar alırsınız.

İnsanları harekete geçirmek, değişimi yaratmalarını sağlamak, farklı liderlik becerileri sergilemekle mümkün olabilir. Yönetimde de bir "yalınlaşmaya" ihtiyaç vardır. İlk yalın adım, değişim sürecini kendinizden başlatmanızdır. Özetle, "yalın üretim" den önce; "yalın yönetim" e geçmektir. Önemli olan sizden başlayan değişim dalga dalga yayılacaktır. Değişim hareketiniz giderek büyüyen bir kartopuna dönüşecektir.

Sonraki yazılarımızda, "yalın yönetim" ile ilgili gerçek durum hikayelerine ve yönetsel analizlere yer vereceğim.

M. Fatih Sütçüler

Sitemizde çerez kullanıyoruz
Web sitemizde çerez kullanıyoruz. Bazıları sitenin işleyişi için gerekliyken, bazıları ise siteyi ve kullanıcı deneyimini iyileştirmemize yardımcı olur (izleme çerezleri). Çerezlere izin verip vermeyeceğinize kendiniz karar verebilirsiniz. Çerezleri reddederseniz, sitenin tüm işlevlerini kullanamayacağınızı lütfen unutmayın.